Rüzgar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rüzgar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ağustos 2012 Pazartesi

Tatlı Telaşlar

    Her şey o cuma gecesinden sonra değişti.. Yani sınav sonuçlarımın açıklandıgı günün gecesi. Hiç beklemedigim bir yer çıktı. Denizli- Pamukkale üniversitesi ama 2 yıllık. Ben en son 3 tane özel üniversite yazmıştım hani babam pek istemiyordu özel, ama annem çok istekliydi.. Bende ozaman en alta yazayım onları demiştim hani hiçbiri tutmazsa özel.
 
    Ben o gün sayfaları yenileyip açıyorum nasıl heyecanlıyım ama görmelisiniz. Birde cumartesi günü Bodruma gidecektik sabahtan. Annem valizini hazırlamış daha benimki duruyordu. En sonunda site açıldı. Annem çok şaşırdı yüzü düştü bi anda.O özelde iç mimarlık istiyordu. Bende istiyordum ama şans işte. Birde bu çıkan bölümüm bankacılık. Ben ne ara 2 yıllık yazdım derken 2-3 tane serpiştirmişim aralarına. Bu da zaten sonuncu devletti. Diyorum ki ŞANSS. Tebrik edildim. Ben ufff yaa neden 2 yıllık çıktı derken yatay ve dikey geçişlerinin oldugunu öğrendim. Ve bununla birlikte çoookk çalışmam gerektigini.Çalışıcam artık başka işim gücüm yok. Bankacılıkta iyi bi yandan zaten kpssye falan da giricem bu yıl. Şuan Pamukkaleden 6 arkadaşım var tek kalmayacagım yani buna şükür. Evde tek evlat olmak kötü aslında. Şimdi ben gideceğim annem ayrı bir hüzünlü bakıyor, babam ise ben tatildeyken bütün işleri halletmiş,araştırmasını falan yapmış,elinden geleni yapıyor kısaca..

 Her neyse sınav konusunu o gün gelinceğe kadar kapatıyorum buradaa.

 Gelelim tatilimee...


 Ve BODRUM. 

   O kadar dile getirilen,ünlülerin zırt pırt gittigi ve para tuzagı olan yer. Ev tuttuk ordan. Maksat bayramı orada geçirip güzel tatil yapmak. İlk gün güzel geçti. Öyle tanıdıgımız gezdirdi Turgut reisi. İlk defa dövme yaptırdım. Balık burcuyum onun iiçin 2 tane yunus balıgı yaptırdım:) Diger günün akşamındaysa Bodrum merkeze gittik. Nasıl insan kaynıyor iğne atsan yere düşmez o derece. Ama yine süslenmiş,püslenmiş beyaz  tenli,sarışın beybiler vardı. Bu arada Halikarnası çok merak ettim ama yollamadılar. Eh napalım üniversitede birini bulur giderim bendee. Merkezi bizim bu İzmirdeki Konaga benziyor. Vallaha aynılar. Sadece Bodrumun sosyetesi ünlü birde bir kaç mekanı. O akşamda öyle geçti.. Diger bir kaç günler normaldi. Daha sonra orda okul arkadaşımla buluştum. Yani koca tatilde bi buluşamadık hep kaldı.Şimdi taa Bodrumda buluşuyoruz. Bu da ŞANS iştee. Beni gezdirdi Bodrumu. Birde gündüz gör dedi. Gerçekten tenhaydı. Yani o gece geldigimizde pek anlamamıştım göz gözü görmüyordu.

    O gün ben üstümde bikini altıma mini etek falan arkadaşımın üstünde de pareo. Denize girip çıkıyoruz,fotograf çekiliyoruz ve hep aynı yerlerden geçiyoruzz. Bizi görenler yabancı sanıp önce türkçe,cevap vermezsek excuse me ,hi diye sesleniyorlar. Arkadaşımı Fransızlara benzetiyorlar. Saçları da kıvırcık baya.. Galiba o gibi yerlerden 4 defa geçtik. Sonra arkadaşımı yolcu ettim. Annemleri beklemeye başladım. Bi yarım saat de onları bekledim. Nasıl ama ayaklarım yorgunluktan agrıyor,plaj çantam havludan dolayı ıslanmış üzerime damlıyor. Tam bir savaştan çıkmış vaziyetteydim. Magazalara girip çıkıyorum. En son bi yere girdim. Güzel bi elbise vardı bi deneyeyim dedim. Giydim. Kabinin diger yanda annesini bekleyen benim gibi bir kız vardı. Beyaz tenli falan. Bana baktı gülümsedi,üzerimi dikkatli dikkatli inceledi. Gecelik gibi oldu değil mi? deyip kıza gülümsedim. Kız beni takmadı, sonra arkasına dönmüş annesiyle yabancı konuşuyor. Aha LaLa kızın yabancı oldugu belli olmuyor mu be iyi ki başka birileri görmedi dedim kendi kendime. Sonra hemen üzerimi çıkarıp gittim ordan.
 
   Bodrum o gün beni tanıdı yani kısaca. Geldigim yerlerden tek başıma gidip geliyorum zaman geçsin diye. Sonra benimkileri almaya gittim.Bi baktım bunlar süslenmiş püslenmiş. Hadi gidiyoruz eğlenmeye dediler. Bende ben bu halde gelemem amaaaaaaaaa. Eve gideceğim çok yorgunum deyip anahtarı istedim. O gün bunlar discoya gireceklermiş ama ben yokum diye girmemişler. Kaçırdım yinee..



   Benim kızılderiliye gelirsek son konumuz olarak.. :)

   O tatile çıktıgımız gün anneme uyup laptopı aldım. İiyiki de almışım çünkü geceleri saat sabah 5-6ya kadar camera açıp görüştük. Uzaklıgı sorun edip duruyor. Ona aldıgım bilekligi hiç çıkarmıyor ve fotografımızı hep yanında taşıyor. Bana gösterip ordaki LaLayı öpüp duruyor.. ahh :)) Şuanlık iyi gibiiyiz. Bununda kardeşi burdan türk kızına aşık.. Ama babası benimkine kızgınmış.Kardeşiyle bunu bırakıp başka şehire gösteriye gitmişler dün. Eeee ne de olsa sevgilileri burda:) Yinede bilmiyorum. Yalan üstüne yalan yakaladık. Neyse eğleniyorum bende..


***Bu arada annemin arkadaşı sen biraz İspanyollara benziyorsun dedi. Şaşırıp kaldım. Ama daha kara olsaydın kesin benzerdin dedi. Bunu biri daha söylemişti hafif benzedigimi.. Şöyle bir kendime baktıgımda benzemiyorum aslında yaaa. Acaba ondan mı benim Rüzgar bu kadar bana aşıkk.. :/
 


 Yine 1 hafta yazmayışımın canını çıkardım:)


9 Ağustos 2012 Perşembe

Güzel bir haftaa

Blogu kaç gündür açıp kapatıyorum. Aklımda o kadar anlatmak istedigim şeyler var ki dökemiyorum buraya. Bir anlatsam çok rahatlayacagım biliyorum. Ama kelimeler tıkanıyor işte.
 

    5 gündür teyzemlerle birlikte gezip tozdum. Yurt dışından geldiler. Haliyle koşuşturmaca geçti. Ve birde oraya buraya ziyaret gerekiyor. Her neyse çok eğlenceli insanlardır. Onlarla gezmeyi,eğlenmeyi bayılıyorum.
En son dün gecede kuzenin dogum günüydü. Hadi dedik bi barda kutlayalım hem son gün hem de sürpriz yapalım. O gece okadar güzel geçti ki anlatamam. Hiç eğlenmedigimiz kadar çok eğlendik. 2 kırmızı şarap ve bir alkollu kokteylle gece su gibi aktı. 1 birayla sarhoş olan ben,bunda sadece bana gülme krizi geldi, ufak bir şey de bile patlatıyorum kahkahayı. Bir de sesi süpper canlı müzik söyleyen çocuk vardı. O şarkı söylüyor bende ordan şarkıyı bağırarak söylüyorum. En sonda beni görüp duymuş olacak ki hey sıra sende diyerek mikrofonu bana dogru uzattı. Bende başladım çoktan unuturdum ben seni çoktaaan ah bu şarkıların gözü kör olsuuuuuuuuun ! diye bögürmeye. Çocukta harika deyip başka şarkıya geçti. O gün bütün içimdeki herşeyi kustum. Yani nefretimi, aşkımı, isyanımı.. Sonra başladık göbek atmaya.Elemanlar bile oynayarak yürüyorlar. Zaten kafalarda güzeldi. Ordan çıktık, bir de ben topuklu ayakkabı giymiştim. Bizimkiler düz yerde bile düşüyorlar, ben sanki bana hiçbir şey olmamış gibi kimseye kolumdan tutturmuyorum, iyiyim ben yeaaa siz kendinize bakın diyerek kendimden emin yürüyorum. Tabi gülme krizi eşliginde. Sonracıgıma ben bunların fotolarını çekerken başım dönüp bi anda bilegim burkulup düşmezmiyiiim. Kolumdan tutup kaldırdılar. Sonra yine istifimi bozmadan kimseden bağımsız yürüdüm..

     Bizim aşıgımıza gelirsek eğeeer teyzemler gelip onla ilgilenemedigim için sorun yarattı. Ulan 2 senedir görmemişim teyzemi.Neyin tribini yapıyor anlayamadım. Ben yine onlar varken bile gittim yanına 1 saat durup geldim. Sırf göreyim, o da beni görsün diye. Ama tabi bu aşık onları hesaba katmıyor. Zaten ona ayrıyetten sinirliyim. Kızları ekleyip,fotograf çekiliyor, bir de etiketleniyor. Yarın facebookuna girip kızları temizleyecegiz. Türkçe kullandıgı için bilmiyormuş nasıl silindigini. Bende sen zahmet etme laptopu getiririm silerim ben dedim. O da onayladı. Her geçen günüm daha da heyecanlı oluyor. Ama nereye kadar sürecek kimse bunu bilmiyoor. Yarın ona bileklik hediye etmeyi düşünüyorum. Gerçi 2 gün önce aldım ama vermek nasip olmadı. Bana bilekligini vermişti,bende ona vereyim bakıp bakıp beni düşünsün çocukcagız.

    Bu haftam böyle geçti. Kısaca: güzel,keyifli ve eğlenceli. ^.^

26 Temmuz 2012 Perşembe

Bir kızılderilinin bana olan aşkı 3

   *****Bazı nedenlerden dolayı isimlerini değiştirmek zorunda kaldım.

Kaç gündür yazıp gelişmeleri aktaramıyordum.Malum bir yandan laptop bozuldu,bir yandan tercihlerimle uğraşıyorum ve bir yandan da *Rüzgarla.
   Biz cuma günü bu telefonları falan aldıktan sonra gezi ayarladık annem,ben ve arkadaşıyla. O günkü cam açma olayından dolayı bana kırgınmış. Söylemedi ama her halinden belliydiiii.Gerçi birşeyle anlatmaya çalışıyordu ama anlatamadı.Neyse annemin arkadaşı arabasıyla gezdirecekti. Bostanlıyı,bornovayı bilmiyorlarmış. Ama tabi hepsini gezdirmemize imkan yoktu onun için Rüzgar ve eniştesini aldık :) Bir yere oturduk bir yandan konuşuyoruz bir yandan da yemek siparişini veriyoruz. Bu olanlara şaşırıyoruz aslında. Nasıl olurda kızılderililerle böyle bir ortamı paylaşıyoruz ne ara böyle şeyler oldu, anlayamıyorduk. Hiç aklımızda bile yoktu böyle şeyler. Ben buna ''herşey Rüzgar'in bakışıyla başladı'' diyorum aslında. Çünkü öyle. Yemek yiyişlerine falan baktım yani dogrusunu söylemek gerekirse sizden bizden çok güzel,kibar yiyişleri var. Hele Rüzgar'in spagettınin kaşıgın üstüne koyup çatalla dolayıp yedigini gördüm. İlginç. Ama eniştesi öyle yapmıyordu:) Sanırım Rüzgar çok yerler gezip öğrendigi için olabilir. Sonuçta İtalya da müzik okuyormuş. Hep bakışları bendeydi ama. Beni,annemi falan çekti. O günü öyle dolaşarak geçirdik.

   Diger günler pek değişmedi. Ama bana daha bi bağlandı diyebilirim. Bizde onlara çok alıştık. Bana msnden sürekli seni seviyorum,seni çok düşünüyorum diye yazıyor.Bu arada erkek arkadaşım olup olmadıgını sordu. Yok dedim. Ben istiyor dedi. Ne istiyor sen? dedim Sizin sevgili olabilir. dedi. Bişey diyemedim. Uykum var deyip kaçtım. Bilmiyorum ama bazıları şanslısın işte bak sana ekvatora yol göründü, türk erkekleri odun, seni gibi biriini kaçırdılar yabancıya. Sende istersen neden olmasın diyorlar. Ama ben arkadaşlıktan başka bişey görmüyordum onu. Onlar çalarken bi ara sahile karşı dönüp arkamı oturmuştum. Annemin arkadaşlarına gözleriyle beni sorup durmuş, çalarken bile çocuk rahat duramıyor. En sonda dayanamayıp beni çağırdılar. Yani ortalıktan kaybolmamı hemen farkediyor ve beni istiyor yanında. Bu arada bir şarkının parçasında sürekli bana bakıyormuş.Annem dikkat etmiş. Anlamını sordugunda aşk acısı,ayrılık demekmiş.Üzüldüm ona. Babamı sürekli soruyor. Annem ''seni istiyor olmasın babandan''deyip duruyor. Babam çalıştıgı için pek gelemedi onları izlemeye. Annem diyor sanki aile gibi olduk. Allahım yaa..
 
   Bir günde yine aynı annem, ben ve arkadaşı Rüzgarı alıp çıktık.Büyük alışveriş magazalarına gittik. Onlarda bi de siz tek konuşun çocuk bi açılsın sana dediler. Dedim zaten hep sizin başınızın altından çıkıyor. Neyse onlar ayrı yerde biz ayrı yerde dolaşmaya başladık. Tabi konuşamıyoruz bişey sorucam bi yandan ingilizce sözlük diger yandan ispanyolca sözlük aldım bakıyorum  2 saattir. Sonra bulamayınca öf lüyoruz. Kitapçıya girdik. Burdan o ispanyolca-türkçe sözlük begendi. Böyle cümleler halinde. Bana bişey sorcak ''nabıyon'' dedi. Güldüm :D ''iyim sen nabıyon''dedim kitabı gösterdi. Akıllı. Sonra bişeyler aramaya başladı. Ona baktım hemen sayfayı kapatıp bana güldü. Dedim kesin sevgiliyle ilgili birşeyler arıyor. Çıktık artık 2 saat dolanmıştık. Arabada ona iltifat sayfalarını açtım hani çocuk görsünde göstersin bana diye. Baktım içinden inceledi baya, en son ''Siz çok güzelsiniz. Hayatımda böyle bir kız görmedm'' gibi birşeyler yazıyordu onu gösterdi güldüm. ''Senden çok hoşlandım.'' ''Sanırım aşık oluyorum'' diye iltifatları başladı göstermeye. Arabanın içinde nasıl gülüyoruz ama. Bana sus sus diyor Rüzgar.  Annem ve arkadaşı da bizim kız iyi kaynaştı dedi. Sonuçta gezmek istemeyen kişi bendim. Aman ne işim olur yeaa deyip uzak duruyordum.

    O akşam bunlar aynı yerde çalamadılar. Zabıtadan dolayı. Hayır yani bir de üstüne şikayet etmiş esnaf. Ulan kime ne zararı var ki anlayamadık. Benimkinin yüzü düşmüş bir şekilde ayrıldı oradan. Bikaç gündür de hiç çalamadılar. Annemin arkadaşlarının tanıdıgı kişiler vardı. Belediyelerle uğraştılar. Ama Ankara'dan ya da İstanbul'dan izin almaları gerekiyormuş. Tam bilmiyorum ne olacagını. Eh özlesin beni birazcıkkkk.
   Güzel günler geçirdik inkar edemem :))) Ama hala o benim arkadaşım. Ama aşk acısı çekiyor çocukcagız ona üzülüyorum.. Hep uzun uzun bakıyor.  Neyse bakalım neler olacak başka.


NOT: Bu arada bu çocuk yengeç burcu  çıktıı:)