17 Aralık 2014 Çarşamba

Ruh Hallerim

Mutluyken, huzurluyken yazamıyorum ben niyeyse. Oysa insan mutlu olunca daha çok anlatası gelmez mi? Bende tam tersi işliyor galiba. Şuan kafama taktığım bir şey yok. Olmasın da zaten. Çünkü o zaman cidden çekilmez biri oluyorum.

10 Aralık 2014 Çarşamba

Bay W nin lüks hayatı

Bay W yi biraz daha abartarak anlatmak istiyorum. Çünkü ne kadar çok abartırsam hem ben hem siz ondan nefret edersiniz. Siz de nefret edin bunu istiyorum.

8 Aralık 2014 Pazartesi

Bay W

Bay W kızlarla takılmayı çok seven bir tip. Okula son model arabasıyla gelir, babasının ünlü şirketlerinden bahseder, son model arabasını değiştirmekten bahseder, eski sevgililerinden bahseder , bahseder de bahseder.. ve son derece aşktan yakınan birisidir. Biraz kısa boyuna, yaşına ve yaşlanan bedenine aldırış etmez.

Yollarımızın kesişeceğini hiç düşünmemiştim. Gözü yükseklerde, havalı, ukala birisi görünümünde olduğu içindi sanırsam. Ama okulda da en ağır abimiz.

Ama ne var ki yollar kesişir..

6 Aralık 2014 Cumartesi

5 Aralık Dünya Gönüllüler Günü

TEGV (Türk Gönüllüleri Eğitim Vakfı)'in varlığından önceden haberim yoktu. Keşke olsaydı da boşa geçen 2 yılımın bir kısmını burada geçirseymişim diyorum.

Bundan arkadaşımın aracılığıyla haberim olmuştu ve ben de gitmek, katılmak için sabırsızlanmıştım. Hatta arkadaşımın başvuru haberini beklemeden kendim internetten başvuruyu yapıp hemen göndermiştim:) Başvurum kabul olmuş, ilk vakıf toplantısına katılmıştım. Sonra temel gönüllü eğitimlerine. Ortam o kadar güzel, sıcak ve samimiydi ki anlatamam. Hem yeni insanlarla tanışıyorsun hem de oraya katkı sunacagın için mutlu oluyorsun. Kendini, yapabileceklerini, neleri yapamayacağını ölçüp tartıyorsun.

1 Aralık 2014 Pazartesi

1 buçuk yıl sonra tekrar blog !!

Buraya birşeyler yazmayalı o kadar uzun zaman olmuş ki yazmayı unuttuğumu düşündüm bi an:)
O değilde tam aksine ne yazacağını da bilemiyor insan o uzun aradan sonra..
Yaşıyorum işte, hayatım öncesinden daha da iyi. Tam olmak istediğim yerdeyim, her ne kadar geç kalınmış olunsa da bazı şeylere.
Artık yavaş yavaş burada tekrar yerimi alabilirim..
Neden olmasın..?
:)


17 Eylül 2013 Salı

Sonra mı?

Sonra insan değişiyor biliyor musun? Değişmez dediğin insan bile değişiyor. Artık tanıyamıyorsun. Nedendir bilemezsin. Neden değişir birden. Ne olur da değişir. Anlamak zorlaşır.
Kolaydır aslında onun için. Ama nedenini bilmediğin her dakika çıldırırsın. Kırılırsın..
Ama sonra geçiyor biliyor musun. Üzüldüğünle kalıyor. Anlamsızlaşıyor her şey. İyileşiyorsun ya.. Zamanla iyileşiyor insan.. Biraz daha ve biraz daha..

İnsan zaten bi aşka başlarken yazar, bir de bitmeye yakın.. Gelişmeleri boşversene..

26 Ağustos 2013 Pazartesi

Burdayım ama ..

Farkındayım! Uzun zaman oldu yaz(a)madım.  Yazmak istedim yapamadım. Oysa yeni hikayelerle yazıp çizirdiklerimle burada olacaktım. Olmadı! Bu yazı böyle atlatmak istemezdim. Ama bi kendi hayatımı kendi işimi,kendi yolumu bulana kadar sanırım doğru düzgün yazamayacağım. Bilmiyorum hayatımın artık bi düzene girmesini istiyorum.
Bu tatil bana yaradı mı diye sorarsanız; evet ama.. Bir şeyler eksik. Ve bu eksiklik benim hayatım,yaşamım.
Keşke istediğimiz çoğu şey olsa, olabilse..
Kendimi 2 haftadır kitap okumaya adadım. Birini bitiriyorum birine başlıyorum. Kendimi, kendi hayatımı onlar da buluyorum ve onlarla birlikte yaşıyorum. Yine düşler de..
Ben düşlerden uyanıp artık gerçeği yaşamak istiyorum..

Bloglara bakıp çıkmaya, kendimi iyi hissedersem okuyup yorum atmak için burada olacağım yine. Fakat uzunca bir süre uzun uzun yazamayacağım (sanırım). Hayatım biraz düzene girene kadar. Kafa mı toplayıp iyi bir LaLa olarak dönene kadar..

Bana  zazuze035@gmail.com (her ne kadar aceleyle alınmış dandik bir gmail adresim olsa da) dan ulaşabilirsiniz.

                                                                            Düş kızı LaLa.

2 Ağustos 2013 Cuma

Sadece arkadaşız; x

Agustosss gelmiş hoşgelmişş,niye gelmişşş?
Ağustos gelince hemencecik bitcekmiş gibi geliyor bana yaz. Böyle içim burkuluyor,üzülüyorum.
Hep  temmuzun ortasında kalsakk yaaa  ne güzeel olur :))



Benim aşk hayatıma gelek hemen(çünkü başka yazcagım konu yok), çoğu aşkına isim koymuş bende x mi desem kısaca, ne desem uzun uzun düşünmek istemiyorum :))
Biz neyiz neciyiz çözemedim. Şakadan sadece arkadaşız diyoruz. O diyor gerçi, ben bişeycik demiyorum. O deyince suratım aha şu yandaki bebekcik gibi oluyo. :/




Böyle dolaşınca şakadan yine elimden tutmalar falan filan derken hoooop! dur diyorum arkadaş arkadaşın dudagından öpmeye kalkışır mı? hahah.
Sinir oldum bak yine. Bunu gidip ona sorgulatmak lazım yaaa şimdi biz neyiz,neciyiz?bunun bi ismi var mı acep?  Bunu sormazsam olmaz. Çünkü öyle ismi olmayan şeyleri sevmem. Ben de ona göre davranayım yani. Çocuk ağırdan alıyor gerçi ama rahatsız oluyorum. bi öyle bi böyle aaa.

Ben bu aşk meşkte yine  bir şey hissetmiyorum niyeyse, sadece alışıyorum. Sonra o gidince de üzülüyorum. İlk başlarda böyle pırpır atıyor kalbim. Sonra sürekli görüşünce geçiyor hafif. Bir şey hissetmemem normal mi? Kendimi hala yalnız hissediyorum niyeyse. O kadar alışmışım ki yalnızlık denen şeye. Bir an x'in varlığını unutuyorum ve depresyona giriyorum. Ama onun değer verdiğini anlayabiliyorum.. Hissettiriyor yani. Bense odun bi LaLa olarak hala hayatımı sürdürmekteyim. Hep ilgiyi o versin,ben alayım:) Sonra da bu LaLa neden yalnız diiymi? Biliyorum hatalıyım. Napayım bu konularla ilgili kitap okuduğum halde böyleyim.İçimdeki sevgiyi bile aileme gösteremiyorsam, çok vahim durumdayım.


x'le bizim şarkımızı buldum . ilk defa bu şarkı bana şuan da anlamlı geliyor hhhaah.

30 Temmuz 2013 Salı

Temmuzun ortası: adı aşk.

Yanarım yanaarım ne yapsaaam yanarıııım, aah bunların  hesabını kimlereeee sorayımmm???

Bugün güzel şeylerden bahsedeceğim kısa ve öz. Çünkü yazacak başka detayım yok. Yazsam da derdime çare yok. Derdimee dermanım yookk.

Şimdi böyle kelebek gibi havalardayım. Kalbim pırpır. Bil bakalım ne oldu? Doğru tahmin ettin. Bunun adı aşk..

Uzun zamandır konuşmadığım, (birbirimizle) konuşamadığım(ız) ortaokul arkadaşım. Aynı sınıfta değildik ama karşılaşıyorduk tabi. Gel zaman git zaman derken Tanrı bizi feyste karşılaştırdı. Bundan bi 2 yıl önce falan.
Bazen ben yazıyorum bazen o. En çok o. Ama tabi yine uzun süre konuşamıyorduk. Ne bilim yazmıyodu çocuk.
Sonra ne mi oldu? 2-3 ortaokul arkadaşlarımın yazmaya başladıgı sıralarda, bu da geldi. Konu konuyu açınca tel muhabbeti oldu. Günler geçtikçe birazcık daha iyi olduk gibi yine emin değilim. Daha 2 hafta anca oldu.. Size demiştim ben temmuzun ortası benim için bir dönüş noktası diye. Akışına bıraktığım şey gerçekten kendiliğinden gelişiveriyor.
Ama bazıları gelişmiyor işte. Neyse içim sıkıldı yine.

Daha sonra geleyim bari gelişmeler için. Şimdilik gideyim.

18 Temmuz 2013 Perşembe

O


Pavese gibi, kadınlarla hep kötü deneyimleri olmuş şansız bir adamdı. Ama kadınları seviyordu. En çok da “git ” diyenleri. Çokça ayrılığı oldu, pek gözyaşı yoktu. Duygularını göstermeyen, kendine saklayan, kendine saklanan bir adamdı. Yalnız bir adamdı. O’nu arıyordu B’yi arar gibi. “Kendimi yalnız bırakmamak için bütün gece aynanın karşısında oturdum.” diyordu O’na, daha doğrusu duvarlara. Konuştuğu duvarları, dinlediği sokakları, içinde yaşadığı kitapları vardı. Kendi gerçekliğini sorgularcasına okuyordu.  Bir de içiyordu, sigarasına rakısını katıp içiyordu. O’na içiyordu.
İçerken en çok siyahla beyazın orta yerinde bir bulamaç gibi duran hayatının griliğini düşünüyordu.  Başka hayatların renklerini düşünerek içiyordu. Herşeyin O’nunla ilgili olduğu bir dünyada henüz karşılaşmamış olmaları bile şaşırtıcı değildi. Ama acelesi yoktu, kadınına dokunmak için bekliyordu.
“Herkese bir bakışı var ölümün.
Ölüm gelecek ve senin gözlerinle bakacak.
Bir ayıba son verir gibi olacak,
belirmesini görür gibi
aynada ölü bir yüzün,
dinler gibi dudakları kapalı bir ağzı.
O derin burgaca ineceğiz sessizce.”
                                        C.Pavese